Üç Yaprak

Üç yaprak vardı dallarında. Halide’nin dairesinin önündeki saksının etrafına ufak sarımsı yapraklar düşmüştü. Münevver kapıcıya atmasını söyleyecekti. Türlü bahaneler, işler bulup sürekli erteliyordu. Saksıyı atmak demek Halide’nin gittiğini kabullenmek demekti.

Cengiz tüm dostları bu akşam yemeğe davet etmişti. Münevver kimse istemese de Halide konusunu herkes bir aradayken konuşmak istiyordu.

Boğazda bir lokantaya gideceklerini biliyordu. Çok abartmak istemiyordu, düz ve klasik bir elbise giyecekti. Takılarını hazırladı, tuvalet masasının üzerine yuvarlak küpelerini bir hizada koydu.

Halide’yi grupta herkes severdi. Zaman zaman eleştirirlerdi fakat bu herkes için yaptıkları bir şeydi. Akşam toplanan akranların çocukları, torunları hayatlarını kurmuştu. Gruptaki herkes emeklilik yaşamı sürüyordu. Akşamki davet ise Arif’in bir alım satım işinin kutlamasıydı.

Yemekte herkes pek neşeliydi. Grup bir araya gelince coşkulu oluyordu. Sakin, kendi halinde insanların enerjisi toplulukta kat kat artıyordu. Muhitte tüm olup bitenler, aralarında olmayanların havadisleri ardı ardına sıralandı. Halide’den tek söz edilmedi.

Daha birkaç hafta önce çok yakın oldukları dostlarından bahsedilmemesi bir tek onu bu kadar rahatsız ediyordu. Arkadaşlarının kimseye bir şey söylemeden bir anda yok olması her birini incitmişti. Ondan hiç bahsetmeyerek intikam alıyorlardı.

Münevver daha önce birkaç kez derdini paylaşmak istedi ancak Halide ismini duyunca herkesin yüzü soğuyor, başka bir şeyden bahsetmeye başlıyorlardı.

Bu akşam çok kararlıydı. Bir punduna getirip arkadaşını sormak istiyordu. Bu kadar çabuk birini silmeleri onu huzursuz ediyordu.

Ondan sözettikleri bir anda Halide hakkında söylenenleri duymuş olabilir miydi? Aralarından biriyle münakaşa etmişliği yoktu. Hafızasını yokladı, bir şey bulamadı.

Akşam bir kez daha şansını denedi. Başka başka konular açıldı ama Halide’den bahsedilmedi.

Münevver ertesi gün merakını yenip gündelik hayatına geri döndü. Birkaç gün sonra evin çevresinde Halide’ye rastladı. Halide ona gelen mektupları, faturaları almaya gelmişti. Münevver onu çay içmeye çağırdı. Ne olduğunu öğrenmeden arkadaşını bırakmayacaktı. Halide mahcup, suçunu biliyor gibi başını salladı.

Atıştırmalık bir şeyler hazırlarken Halide oturup arkadaşını izledi. Anlatmaya koyuldu. “Daha önce Enes Bey her şeyi bırakıp Kaş’a gitmişti, hatırlıyor musun”, dedi. “Hani herkes onu çok eleştirmişti. Nasıl o yaşta her şeyi bırakabilirdi, ailesine bu yapılır mıydı? Aklı başında mıydı?”

Halide “Aynı şekilde yargılanmak istemedim”, dedi.

Şimdi bir ev yemekleri lokantasında aşçı olarak çalışmaya da başlamıştı. Çalıştığının bilinmesini istemiyordu.

Halide çok iyi yemek yapardı. Ancak Münevver arkadaşının paraya ihtiyacı olmadığını biliyordu.

O günden sonra Halide bir daha semte uğramadı. Münevver de diğerlerine uydu, ondan tek söz açmadı.

Yorumlar kapatıldı.