Metalik

Bu akşam birkaç durak erken indi. Biraz temiz hava almak, yürümek zihnini açabilir diye düşündü.

Şaşkınbakkal’dan geçerken keskin bir leblebi kokusu aldı. Bu aralar sürekli masa başında çalışmaktan kilo aldığını düşünüyordu. Durup hafta içinde yemek için biraz sarı leblebi satın aldı. Hızlanıp eve doğru yürümeye devam etti.

Vildan bu akşam uğrayacağını söylemişti. Kapıyı açtığında televizyon izliyordu.

Hazırladığı ıhlamurdan biraz alıp karşısına geçti.

“Bıktım sunum için bu kaçıncı değişiklik. Üç saatim gitti” diye açıklamak istedi.

Bugün çıkacakları tatili planlayacaklardı. Aslında hava geç karardığı için zamanın ne kadar çabuk geçtiğini fark etmemişti.

Vildan’ın getirdiği kültürel tur, otel broşürleri içerisinden birkaç otele bakıp fikrini söyledi. Gerisini ona bıraktı. Hatta bu konuyla ilgilenmediğine içten içe seviniyordu.

Böylece Vildan’a büyük teklifi yaptığında onun istediği yerde olacak, rahat hissedecekti.

İlk adımı atarak her şeyi planlamaktan kurtuluvermişti işte.

Sabahları kalktığında gördüğü üç renkli gökyüzünü belki akşamüstü farklı renklerde görebilirdi. Mavi, gri ve beyaz…

Umduğu gibi olmadı. İşini ve düzenini değiştirme fikri Vildan’ı uzaklaştırmakla kalmadı. Halinden, tavrından bir gariplik olduğunu anlamıştı. Ona göre bir beklenti içerisindeydi. Bir anda hiç beklemediği bir hayal karşısında üstelik korktu.

Tek başına kaldı. Hayalini bir kişiye bile söylese paylaştığı için daha yakın hissetti. Vildan’ı da feda etmişti. Bu yüzden düşüncelerine şimdi daha sıkı tutundu.

Kavgalarından kalan tek bir söz sürekli kafasında dönüp duruyordu. Tekrar edip, uyumasını engelledi.

Bağırıp çağırması, yerdeki tentürdiyotlu mendiller kalbini bu sözler kadar kırmadı.

“En azından artık başkalarını daha az eleştirir, yollarına taş koymazsın.”

Başkalarıyla gerçekten uğraştı mı? Eleştirmeyi sevdiğini kabul etti. Her şeye bir kulp bulduğu imasını hazmedemedi.

Vildan sinirden ilk defa bu kadar dürüst mü konuştu yoksa onu incitmek için abarttı mı tam emin olamıyordu.

Sözleri kafasından silmek için buzdolabını temizledi. Kalmış yemeklerden kekremsi bir koku kapağı açtığı zaman dışarı yayılıyordu. İçinde hiçbir şey bırakmadı, gri kapaktaki mıknatıslardan kurtuldu. Hayalini biriktirmeyip yaşamak için sabırsızlanıyordu.

Bir sokak ötedeki parka gitti. Havalar artık iyice ısınmıştı. Bu muhitte çoğu yazlıklarına gider, uzun soluklu bir tatil geçirirdi. Parkta yürüyüş yolunda hızlı hızlı yürüyen birkaç orta yaşlı, dinç insanı izledi. Küçük bir kız çocuğu salıncakta sallanıyor, babası başında etrafı izliyordu.

Oturduğu çay bahçesindeki süs havuzunun dibi yosunluydu. Hafif bir su akıyor, şırıltısı duyuluyordu. Çayından bir yudum aldı. Kızıla çalan gökyüzüne baktı.

Yorumlar kapatıldı.