Monthly Archives: Mart 2019

İstanbul’un En Büyük İronisi


İstanbul’un gerçekten eskiden bir sesi vardı. Belki vapur düdüğü; simitçi, bozacı gibi sokak satıcılarının bağırışı, martı sesi. Kokusu belki sokakta yürürken aldığım leblebi kokusu, deniz kenarında aldığım iyot kokusuydu. Şimdi birileri “Her Şehir Kendi Sesiyle Güzel” diye reklam yapmış. Şaka sandım çünkü gerçekten çok ironik. İstanbul’un sesi artık inşaat, gümbürtü sesi ve trafikteki korna sesi anlamına geliyor. Caddede yürürken trafik sesi yetmezmiş gibi bir de hımlayan jeneratör sesi sayesinde “Çevreye Duyarlı Kampanya” izleyebiliyoruz. Reklam için kurdukları sahnede videoyu oynatmak için arkada bir makina çalışıyor ve sesi acayip bir gürültü kirliliği yaratıyor.

20CD4E11-C0C9-477D-83ED-0A240C2B66F0Tüm İstanbul bir inşaat alanına dönmüşken; tüm kafeler, mağazalar kısa bir süre içerisinde açılıp kapanırken dışarıda huzur bulamıyoruz öyleyse içeride bir sıcaklık yaratalım arzusu.

1D4FC6A7-698B-4E52-B896-53D8C7781E66

Bu şömineyi ekranda gösterme durumundan restoran sahiplerinin nasıl bir beklentisi var bilmiyorum. Her restoranda bir ekran var neredeyse, birçoğunda da bu şömine yanıyormuş görüntüsü. Ateş ve şömine gibi doğal bir olguyu dijitalle buluşturmaları ikinci bir ironi.

Bir ara Fashion TV açıktı bu ekranlarda, şimdi de bu yanan odunlar popüler oldu. Maç izlemek için bir yere gidenleri anlıyorum. Ancak onun dışında restorana ekran koyunca ek bir değer yaratılıyor mu?

Heralde çok zengin bir ülke olmadığımız için ve yeni yeni tüketim insanlara kolay geldiği için bu kadar çok tüketiyoruz. Böyle yaratıcı olabiliyoruz. Her şeyi fazla fazla gösteriyoruz. Belki zamanla insanlar doyacak, olgunlaşacak ve 30 sene sonra daha sadeleşeceğiz.

Kadıköy’de Emre Kınay’dan Kaçış Yok


Oturduğum yerde her yerde seçim afişleri var. Her sokakta CHP’nin avukat başkan adayı ile İyi Parti’nin tiyatrocu adayı Emre Kınay. Ancak İyi Parti o kadar çok bayrak asmış ki adım başı Emre Kınay’ın suratı insanların karşısına çıkıyor, kaçamıyorsun. Oy verecek insanı bu bayraklar, afişler etkiliyor mudur emin değilim. Ancak okulda bize görünürlüğün insanlara sempatik geldiği, sürekli gördüğümüz insanları sevme ve onları yakın görme eğiliminde olduğumuz anlatılmıştı.

 

Bir tiyatrocuyu aday göstermek ardından bir sürü afiş, bayrak asmaya bu kadar çok bütçe ayırmak belki yukarıda bahsettiğim teoriye dayanıyordur. Ayrıca bu tip bir başkanlık olursa Kadıköy ilçe olarak oldukça mantıklı. Emre Kınay da iyi niyetli bir harekette bulunmuş. Yine de kendisine Kadıköy başkanlığı için hiç şans vermiyorum.

Genelleme yapmak doğru değil tabii. Her meslekte birçok farklı karakter var. Politika bildiğim bir alan değil, yalnız kendi kuralları olduğunu tahmin ediyorum. Bir kişinin sonradan politikaya atılıp başarılı olması çok zor olabilir. Özellikle sanat görsel bir meslek olduğu için kıskançlıklar elbette vardır ancak belirli bir seviyede kalıyor. Yani sanatla, sporla ilgilenen insanlar aşırı hırslı değiller, zihinsel olarak daha sağlıklılar ve daha dürüst davranıyorlar diye gözlemliyorum. Kişisel olarak da iş dünyasında gözünü para ve güç hırsı bürümüş insanlar bazen insanlığa olan inancımı yitirmeme sebep oldu. Resimle, dansla yani genel olarak sanatla uğraşan kimseye karşı güvenim kırılmadı. Politika da iş dünyasından daha beter olabilir diye düşünüyorum. Mad Men dizisinde bakış açısını, karakterini bana çok benzetttiğim adeta kendimi bulduğum Peggy Olson karakteri var. Onun dizinin ikinci sezonunda söylediği bir söz var. “Just tell the truth. Don’t worry about the outcome. People respect that”. Yani doğruyu söyle sonucu, gerisini merak etme. İnsanlar buna saygı duyar”. İyi liderlik için muhteşem bir söz, hatta defterime not etmiştim. Politikada ise bence buna yer yok. Oldukça manipülatif bir ortam olabilir. Aday gösterilen kişiyi tanımıyorum, sadece sahnede izlemişliğim var. İyi bir oyuncu olabilir, yalnız politikada ne kadar ileri gidebilir emin değilim. Güzel ve iyi niyetli bir heves olmuş. Politik görüşümden bağımsız konuşuyorum, İyi Parti bir cesaret örneği göstermiş.

Çok parlak, her işi yapabilecek ve bu tip insanların hakkından gelebilecek sanatçılar elbette var. Çocukluğumda Şehir Tiyatrosu’nun eğitim birimindeyken Gencay Gürün’ü, bir ara yönetim değiştiğinde Serra Yılmaz’ı hatırlıyorum. Belki onlar gibiler bu alanda başarılı olabilir.

Fakat sanatçılar politikada bir şeyler yapmaya çalışıp, kendini heba edebilir. Aslında daha fazla insanı sanat yoluyla etkileyebilir, dönüştürebilirler. Sanat dolaylı olsa da politikaya göre daha etkili olabilir.

Yürürken beş dakikada bir seçim afişi görmek beni rahatsız etmeye başladı bir yandan. Başkan adaylarına karşı nötrken olumsuza dönme riski de var. Her sokak başında gördüğüm seçim afişlerinden bu fotoğraflar rüyama girmez umarım 🙂

 

 

 

 

Mimozalar


Artık mimozalar daha erken açıyor. En sevdiğim çiçek. Belki kokusundan, belki adayı hatırlatmasından. Çok kısa bir süre görüp koklayabiliyoruz.

mimoza

Şu an mutfak masamda topladığım bir tutam var ve çok güzel bir enerji veriyor.

Baharın gelmesi bana da enerji veriyor. İşlerimi dışarıda yapmaya çalışıyorum.

Uzun yıllardır işe alım için insanlarla görüşüyorum. Eskiden bu görüşmeleri iş ortamından dolayı plaza, şirketlerde yapardım. Şimdi daha çok kahve ve çay içerken sohbet ederek kişileri tanımaya çalışıyorum. Onlar da beni tanıyor aslında. Sohbet ortamında karşındakini çok daha iyi anlıyorsun, ortam değişince konuştuğun kişi de kendini daha rahat hissediyor. Eskiden de ortamı yumuşatmak için görüşmeye hemen başlamazdım havadan sudan muhabbet ederdim. Yine de yapay bir ortam olduğu için insanlar çok rahat hissetmiyor olabilir.

Kadınlar günüyle ilgili bir yazı yazmak aklımda yoktu. Ancak son birkaç aydır daha net gördüğüm birkaç gözlem sonucu bu akşam bu yazıyı yazma ihtiyacı hissettim. Son birkaç sefer yaptığım bu iş görüşmelerinde insanların önyargılarını bir kez daha gördüm. Birinin yabancı olması, giyimi vb. özelliklerinden dolayı iş bulamaması çok gurur kırıcı. İşinde başarılı, yetenekli birçok insanın bu sebeplerden belki önü kesiliyor. Bu nedenle ilerleyemiyoruz. Konu kadın erkek meselesi de değil, önyargı birçok başka konuda da var. Benden olmayan, benim gibi düşünmeyeni görmeyeyim ve katlanmayayım kafası…

Dün bir tanıdığımın söylediği çok güzel bir söz vardı. Canıgönülden katılıyorum. Vizyonu açık olmak çok mühim.

Eve dönerken Altunizade Capitol’un önündeki otobüs durağında bir reklam afişi gördüm. 3 kadın görseli ve “Saçımız da uzun aklımız da” gibi bir slogan yer alıyordu yanılmıyorsam. “Saçı uzun aklı kısa” deyimine bir gönderme yapmışlar. Bu deyimi çocukluğumda duymuştum, artık kimse bilmiyordur ve söylemiyordur diye düşünürken bu reklam karşıma çıktı. https://mediacat.com/elidor-dunya-kadinlar-gunu-biz-yokuz-kampanyasi/

Muhtemelen güzel bir reklam olduğunu düşünüyorlar. Ancak bu deyimi hatırlatarak cinsiyetçi bir reklam yarattıklarını düşünüyorum.

Umarım bu vizyonu açık olanlar ilerler. İnadına yaşamaya üretmeye devam, daha güçlü belki de üzüldüğün şeylerden bile beslenerek.

Bu hevesle bir de kitap yazmaya başladım. Bakalım sonu nereye çıkacak 🙂

 

 

 

 

 

 

Yeni Mağaza Biçimleri


Lokum geçen hafta ameliyat oldu. Boyunluğuyla kraliçe edasıyla evde salınıyor. Dikişleri alınana kadar yanından pek ayrılamıyorum.

Ayrılabildiğim zamanlarda kısacık hemen bir yürüyüp geliyorum. Oturduğum mahallede genelde aileler var, emeklilikler var. Yine de Kadıköy olduğu için birçok başka semte göre farklılıklara daha açık bir semt.

Mağazalar da bu yansıtıyor. Caddeye inerken solda bir mağaza var. Alt vitrinde her mağazada görülebilecek bluzlar, pantolonlar sergileniyor. Ama üst vitrine bakınca daha renkli, sınırlarda dekoltesi olan giysiler var. Mağaza iç çamaşırı mağazası değil, kadın kıyafetleri satan bir semt butiği. Bu dükkan çevresindeki diğer dükkanlar bir bir kapanırken yıllardır varlığını sürdürüyor. Yıl başında ise fırsattan istifade tüm vitrini üst vitrinin formatına dönüştürmüş.

0B842FB5-C2D7-43B8-AC7F-FB50246BD0A4

Dün Esenkent’e yakın Anatolium diye bir alışveriş merkezine gittim. İçerisinde bir SPA mevcut. Yine işletmecisi girişimci gibi düşünmüş. Artık insanlar her işini aynı yerde bitirmek zaman kazanmak istiyor. Masaj için otellere, spor salonlarına gitmek bir süre alıyor. Alışveriş sevmeyen aile fertleri diğeri gezerken daha uygun fiyata bu tip hizmetlerden faydalanabilir. Alışverişi yaptıktan sonra dinlenmek, temizlenmek için güzellik ve bakım ihtiyaçlarını aradan çıkarmak isteyebilir. Farklılık çoğu zaman kriz durumlarında hayat kurtarabiliyor. AVM içerisinde SPA işler mi bilmiyorum ancak potansiyeli olan bir fikir.

mrmra-anatolium-avm-ocean-spa-6