Kahve Bahane Sohbet Şahane!

“Sondan Sonra” oyununu geçen hafta izledim. Özel tiyatrolar seyirci çekmek için çoğunlukla komedi oynuyorlar, cesur olarak farklı bir tür seçmesinden bile Duru Tiyatro’nun oyunu seyredilse ne iyi olur. Oyunun baştan sonra gerilimi, güç eline geçince “insanlıktan” çıkan insanların, gitgide gücü arttırarak diğer insanları pasifleştirmek için kullanması konusunun güncelliği bana epik tiyatro anlayışını anımsattı. Emre Kınay’ın da, Ahu Türkpençe’nin de oyunculukları sahici, harikualde.

sondan_sonra_afis

Oyunun gerilimi başından beri insanı sarsıyor, hep diken üstündeydim. Geriliminin bir inişi çıkışı olsaydı belki daha iyi olurmuş. Yiyecek içecek kıtlığı olan bir yerde oyunun en başından birbirlerine kızıp bardaktaki, ısıtıcıdaki  vs suyu lavaboya dokmelerine takıldım bir de, kıtlık olan yerde habire su boşa harcanmaz ki kardeşim 🙂 Bardağı sahneden kapıp yerime donmek istedim habire. Bir de sonunda Ee ne oldu şimdi? hissi oluşuyor, böyle uzun bir oyun daha zekice bağlanabilirdi; güncel bir habere, duruma atıfta bulunulabilirdi belki.

Oyunun konusu itibarıyla içim şişerek eve döndüm. O gün de telefonumla ilgili bir durum vardı, o yüzden akşam eve dönünce Turkcell’i aradım. O gerilimin üzerine nasıl bir sevgi pıtırcığı durumudur, bir anda psikolojik terapiye gitmiş oldum. Belki profesyoneller kulübüne ayrı bir hizmetleri vardır bilmiyorum ama bekletirken “Gününüz nasıl geçiyor efendim, güzeldir inşallah” diye sohbet açmaya çalışmak, “kendinize çok iyi bakın” diye uğurlamalar vs; müşteri ilişkilerinden ayrı bir seviyeye ulaşmışlar. Hizmet konularıyla ilgilenenler varsa arayın konuşun hakikaten farklı bir hizmetleri var, laubali de değiller. Arama nedenim olan konuyu unutup, konuştuğum kadına oyunu anlatacaktım neredeyse. Turkcell kurulduğundan beri son zamanlarda en fazla gelirini elde eden şirketin başarısında bu yaklaşım etkilidir diye düşünüyorum.

nov14-satz

İletişim bana göre yapılan işin Türkiye’de %90’lık kısmını oluşturuyor. Kendi iş deneyimimden de söyleyebilirim; sohbet ettiğim, gayri resmi bir şekilde  iletişimde bulunduğum kişiler her zaman toplu attığım e-mail’lere daha çabuk, daha çok katkıyla geri dönerler. Onlarla hep daha iyi işler yaparım. Duygusal insanlarız, olumlu ilişkimiz olan gördüğümüz bildiğimiz sohbet ettiğimiz insanlara daha verici oluyoruz. Aldığım geribildirimlerden de şu sonuca varıyorum, işe ne kadar yeni şey katarsanız katın, az zamanda ne kadar çok iş yaparsanız yapın insanlar sizden sohbet bekliyor, en azından Türkiye’de bu böyle…

Hatta geçenlerde müşterilerini gören aşçıların daha memnun müşterilere yol açtığını, daha lezzetli yemekler yaptıklarını kanıtlayan bir deneyle ilgili yazıyı okudum. İlgilenenler Harvard Business Review’in kasım ayı sayısından okuyabilirler.

İletişim her şeydir, iş ardından gelir diyerek sonlandırıyorum.

Yorumlar kapatıldı.