Elma Kurdu

Cumartesi günü İzmir’deydim ve çocukluğumdan beri gitmediğim İzmir Fuar’nı ziyaret ettim. En son 5-6 yaşında aynı fuara gittiğim için bende burası Elma Kurduyla özdeşlemişti, çünkü lunaparkta yüzüm kıpkırmızı olana kadar elma kurduna binmiştim. Aradan 20 sene geçmiş ancak aynı elma kurdu orada duruyor. Seneler öncesinin korku tüneliymiş, baleriniymiş herkes aynı oyuncaklar için sırada.

Fuarda başka neler var onlara gelelim. İnternetin, networkun yaygınlaştığı günlerde fuarların kalması şaşırtıcı dolayısıyla insan nostaljik bir şey bekliyor. Ancak tamamen tüketim üstüne yoğunlaşmış o ürünü deneyin, bu ürünü tadın kıvamında bir hiper marketin açık hava versiyonu gibiydi her şey. Her çeşit sektör ve ürün fuarda yer aldığı için bir konsept yok, bir düzen ve yönlendirme yok. Birçok ülkenin katıldığı resim sergisinin panolarının yarısı boş, satılmak üzere sunulan perakende ürünlerinin olduğu hangarlar soğuk ve kakafonik. Gıda güvenliği yerlerde, açık havada toz duman içinde pişen dönerin kokusu ortalığı kaplamış. Fuarın tek güzel yanı tiyatro, sinema ve girişte Bekir Coşkun’un yazılarıyla dillenen resim sergisi.

Halbuki genç gruplar, sanatçılar ve zanaatkarlar için harika bir fırsat olabilirdi. Fuar gibi eski bir kavram nostaljiyle birleştirilirse duyguya daha çok hitap edebilir, İzmir halkını biraraya getirir.

Fuarı elma kurduyla hatıralarda hatırlamak en iyisiydi galiba. Gidemediğim için yaktığım Red Hot Chilli Peppers biletlerime değmedi.

Yorumlar kapatıldı.